Email ile takip et.

5 Nisan 2013 Cuma

Diyojen'in Hayatı, Felsefesi; Diyojen Sendromu; Diyojen Kulübü

Diyojen (Diogenes)
"Diyojen (Diogenes) M.Ö. 412  - M.Ö. 323 yılları arasında yaşamış Kinik felsefesinin öncüsü ünlü filozoftur. Sinop'ta doğmuş Korint'de ölmüştür. Babası ve Diyojen'in kalpazanlık ve para tahribatı suçuyla Atina'ya sürgün edildiği bilinmektedir. 1071 Malazgirt Savaşı'nda Alparslan'a yenilen Romen Diyojen (IV. Romanos Diogenes) ile sıklıkla karıştırılmaktadır." 

"Diyojen, sürgün edilen babasıyla Yunanistan'a gitmiştir. Kısa bir süre sonra onu terk eden “Manes” adındaki köle ile geldiği Atina'da dönemin medeniyetine karşı çıkmış bir köpek gibi yaşamaya karar vermiş, böylece "kynikos" (köpeksi) adını almıştır. Dinde, davranışta, giyimde, barınmada, yiyecek ve terbiyede bütün geleneği reddetmiştir. Atina'da tanıştığı Sinizm öğretisinin kurucusu Antisthenes kendi felsefe ve öğretisini Dijoyen'e öğretmiştir. Sokrates’den ders alan Antisthenes, Sokrates’in ölümünden sonra kendi okulunun başına geçip gerçek erdemin kişinin kendine egemen olmasına, tutkularından ve öbür insanlara bağımlılıktan kurtulmasına dayanan kinik felsefesinin kurucularından olmuştur. Diyojen, Atisthenes’in doğaya uygun yaşam çağrısına uymuştur. Hayatını son derece fakir olarak geçiren Diyojen'in içinde yaşadığı bir fıçısı ve bir çanağı vardır. Rivayetlere göre bir gün bir çeşme başında avucu ile su içen bir çocuğu gördüğünde “Bu çocuk bana fazladan eşyam olduğunu öğretti” diyerek elindeki çanağı da atmıştır."

"Aristoteles'in öğrencisi olan Büyük İskender felsefeye meraklı filozoflara değer veren bir hükümdardır. Korint’e gelen Büyük İskender, Diyojen’i ziyaret etmiş ve bir dileği olup olmadığını sormuştur. O ise bu soruya “Gölge etme başka ihsan istemem.” yanıtını vermiştir. Daha sonra ünlü imparator: "Büyük İskender olmasaydım 'Diyojen' olmak isterdim" demiştir."


Büyük İskender ve Diyojen

"Kuduz bir köpeğin ısırığıyla, çiğ ahtapot yeme alışkanlığına bağlı olarak ya da nefesini tutarak intihar ettiği gibi pek çok ölüm sebebi rivayet edilmektedir. Eflatun'un "Çılgın Sokrat" dediği, çok güzel konuşan, üstün zekası ile herkesi etkileyebilen bu ünlü Kinik filozof bütün gariplik, anormal hal ve tavırlarına rağmen saygı görmüş, ölümünden sonra anısına Korintoslular bir köpeğin yaslandığı mermer bir sütun dikmiştir."


Diyojen'in Felsefesi 


"Diyojen yoksulluk içinde yaşadığı, halka açık yerlerde yatıp kalktığı ve yiyeceğini dilenerek topladığı halde, herkesin aynı şekilde yaşaması gerektiğini savunmamıştır. Kişinin en kısıtlı yaşam koşullarında bile, mutlu ve bağımsız olabileceğini göstermeyi amaçlamıştır. İnsanın kendi kendine yeterli olabilmesi gerektiğini savunmuştur. Uygarlaşmanın getirdiği kurallara ve araçlara bağlı olan bir yaşamı reddetmiş, yaşamın doğal ve sade olması gerektiğine inanmıştır. Bu inanışıyla da kinik felsefenin öncülerinden olmuştur. Kinizme ün kazandıran, dolayısıyla kinizmin yayılmasını sağlayan Diyojen'dir. Diyojen bu öğretiyi eyleme dönüştürmüştür ve gerçek erdeme ancak bu şekilde ulaşılacağını savunmuştur. Rivayete göre Diyojen, yaşamını bir fıçının içinde devam ettirmeye vardırarak, toplumsal gereksinmelerden kendisini tamamen yalıtmaya yönelmiştir."
"Kendi açısından sade ve doğal, toplumsal değerler açısından ise sefil denebilecek bir yaşam sürer. Ona göre, sade bir yaşam tarzı, sadelikten başka, örgütlenmiş, dolayısıyla uzlaşımsal toplumların görenek ve yasalarını da önemsememek anlamına gelir. Diyojen, doğaya aykırı bir kurum olan ailenin yerini, kadınların ve erkeklerin tek bir eşe bağlı olmadığı, çocukların ise bütün toplumun sorumluluğunda bulunduğu doğal bir durumun alması gerektiğini savunmuştur."

Diyojen Sendromu 

"Zaman içerisinde Diyojen, onun yaşam biçimine benzer yaşayan insanlar için bir yakıştırma olmuştur. Bu benzetme psikiyatride de kullanılmaya başlanmış ve kendilerine bakmayan insanlar Diyojen’e benzetilerek, hastalıklarına "Diyojen sendromu" adı verilmiştir. Bu hastalar ekonomik ve sosyokültürel seviyesi yüksek insanlar olup, normal hayatlarında duygusal olarak değişken, agresif, belli bir gruba ait olmaya çalışan ve gerçeklik ile problemleri olan insanlardır. Bu tip bir davranış bozukluğuna çok yavaş geçmektedirler. Sendromun nedeni olarak erken yaşlarda yaşanan bir strese cevap olarak geliştiği fikri bugünlerde ağır basmaktadır. İlk olarak etraflarında olup bitenlerle temaslarını kesen bu hastalar genellikle yalnız yaşarlar ya da etraflarındaki yakınlarının farkında değildirler. Anti-sosyalleşme çoğunlukla kir pas içinde, dağınık bir ortamda yaşamaya başlayarak çöp toplamaya (syllogomania) da başlayabilmektedirler. Beslenme bozukluklarına bağlı problemler (demir, protein, kalsiyum, vs. eksiklikleri) sıklıkla mevcuttur. Özellikle kadınlarda görüldüğünde sıklıkla ölümle sonuçlanmaktadır (5 yıllık sağkalım %46). Olguların büyük çoğunluğu anti-psikotik ilaçlara iyi cevap verirler." 

"Hastalar çoğunlukla kimsesiz, entelektüel seviyeleri yüksek insanlar olduklarından toplumdan yavaş yavaş koparlar ve yoklukları toplum tarafından hissedilmez. Hastalıkları son noktaya ulaştıklarında ise, Diyojen misali tek istekleri "gölge etme başka ihsan istemez" olduğundan, toplum da onları çok umursamaz. Ne zaman ki, bir şekilde saldırgan olur diğer insanlar onlardan korkar, pis halleri çevrelerini rahatsız eder, o zaman toplumun ilgisini çekerler. Diyojen sendromu, yaşlanan toplumlarda, uç bir hastalık gibi görünse de, aslında bu hastalar toplumun kimsesiz olan bu tip insanlara karşı ne kadar duyarsız olduğunun bir yansımasıdır. Bütün olarak incelenmesi gereken bu insanların sayısının günün koşulları içerisinde daha da artacaktır." 

Diyojen Kulübü 

Diyojen Kulübü
Diyojen Kulübü, birçok Sherlock Holmes hikayesinde geçen, serinin yazarı Sir Arthur Conan Doyle tarafından kugusal olarak ortaya atılmış bir beyefendiler kulübüdür. Seriye göre kulüp, toplumdan soyutlanıp kendilerince gazetelerini okumak, düşünmek ve diğer işleriyle uğraşmak isteyen Sherlock Holmes'ün tembel ağabeyi Mycroft Holmes ve birkaç beyefendi tarafından ortaklaşa kurulmuştur. Kulüp, insanların herhangi bir rahatsızlıkla veya engelle karşılaşmadan okuyabilmesi için bir odası haricinde konuşma yasağı olan, uşakların ses çıkarmamak için ayaklarına pamukla kapladıkları ve ayak uçlarına  basarak yürüdükleri bir yerdir. İsmi, amacından da anlaşılabileceği gibi Diyojen'den gelmektedir. 

Son Söz 

Diyojen gibi insanlar, felsefeyle ve düşünceyle hayatın gerçek anlamını anlamıştırlar. Bizler gibi görmezler dünyayı. Dolayısıyla bizlere çok normal ihtiyaçlar gibi gelen giyinme, barınma, yeme içme,... gibi ihtiyaçlar onlara çok sıradan şeylerdir. Düşüncenin ve felsefenin zevkine varıp hayatın anlamını buldukları için kendilerini diğer şeylerden soyutlamışlardır. İleri akli şeyler varken dünyanın şeylerine ehemmiyet vermezler. Bu yolda Diyojen evden, giyisilerden, toplumun saygısından vazgeçmiştir. Hatta eliyle su içen bir çocuğu gördüğünde su içtiği tasını artık gereksiz olarak niteleyerek atmıştır. Diğer yandan Sokrates, felsefesi yolunda hayatından  vazgeçmiştir. Hayatından vazgeçmek pahasına dahi felsefesinin öğretilerinden vazgeçmemiştir. Kimilerine göre Diyojen pis bir adam olabilir, Sokrates ise aklını kaçırmış bir deli. Aslında onlar aşmış insanlardır. 

Not: Diyojen ile alakalı bir derlemedir. Hayatı ve felsefesi kısmı ansiklopedik kaynaklardan sadece ufak revizyonlarla alınmıştır. Diyojen sendromu, bilimsel ve sosyal makalelerden derlenmiştir. Diyejen Kulübü kısmı da derlemedir. Son Söz kısmı kendime aittir. Yazıdaki amaç, Diyojen ve Diyojen ile alakalı tüm önemli noktaları bir araya getirmektir. Ki, öyle de olmuştur.

2 yorum: