Email ile takip et.

11 Mart 2012 Pazar

İstanbul Üniversitesi Tarihine Sahip Çıkıyor


Mensubu olarak bizleri, sanat kültür ve tarih sevenleri memnun eden durum.

Yalnız bir üniversite olarak önceliklerini çok iyi belirlemek durumunda. Öğrencileri ve mensupları fiziki şartları hiç iyi olmayan kütüphanelerde, dersliklerde öğrenim görüyorsa, öğrenciler bu üniversite içerisinde üvey evlat muamelesi görüyorsa binalardan önce ehemmiyet verilmesi gereken yerler var demektir. O da öğrencilerin kullandığı imkanları düzeltmek ve geliştirmek, öğrenci eksenli bir üniversite olmak. bir yerde öğrenci varsa orası öğretim kurumudur, eğitim kurumları öğrenciler içindir. Oysa ki istanbul üniversitesi'nde öğrenciler üniversite ve hocalar için varmış gibi bir dinazorca anlayış var. Son zamanlarda biraz kırılmaya başlasa da, bu tablonun istisnası birçok kaliteli, alanında saygın hoca bulunsa da genel durum malesef böyle.



Son zamanlarda bir iyileşme de yok değil. Yiğidi örseleyelim ama hakkını da yemeyelim. Çapa ve Ccerrahpaşa kampüsleri yıkılıp yeniden yapılıyor, kütüphaneler bazısı köklü değişimden geçerek bazısı da sadece boya sürülerek restorasyon yapıldığı belirtilip açılış üstüne açılış yapılıyor. Yarım yamalak olsa da bir otomasyon sistemi işliyor. Yine de bir kıpırdanma ve iyiye gidiş var. türkiye'nin en büyük ve köklü üniversitesine yakışmıyor yine de bulunduğu durum. demek ki kökler de bir yere gelince tıkanıyor, güncel durum ön plana çıkıyor.

Öğrenci işleri zaten ayrı bir konu. Öğrenciden bol ne var çevrede? Öğrenci kim ki? İşte öğrenci buradan eğitim alan, buraya harç yatıran kişi. öğrenci bir şey dediği zaman yüze bakılmadan, bilgisizce verilen kestirme cevaplar. Hocaya arattığın zaman bir yalanmalar, telefonda da olsa düğme iliklemeler felan. kişiliğiniz bu kadar mı?

Şu anda oğlu fakültemde öğretim üyesi olan, profesörlüğün babadan oğula geçtiğini bize kanıtlayan emekli bir cerrahi profesörü "elin ...larını ben mi eğiteceğim bu saatten sonra" demiş zamanında. Bu da genel olarak "İstanbul Üniversitesi"nin seneler içerisinde aldığı yolu gösteriyor. Üniversite şu an bu durumda olmasa da bu anlayışın kalıcı sakatlığını yaşıyor. Eski kafalı dinazor profesörler (profesör ama hoca veya öğretim üyesi değil) gidip yerine insancıl öğretim üyeleri gelmedikçe de tam olarak kurtulacağa benzemiyor.

Sonuç olarak üniversitemizi seviyoruz. Yaptığı öncü projelerle de gurur duyuyoruz; ama önceliklerini iyi ayarlamasını bekliyoruz. Öğrenci odaklı bir üniversite olmasını bekliyoruz. Ne kadar bekleyeceğimizi göreceğiz.

http://www.istanbul.edu.tr/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder