Email ile takip et.

5 Şubat 2012 Pazar

Düşünseli, Makale, Hatırat ve Blog

İlk defa Harry Potter serisinde rastladığımız, Dumbledore'un masanın üzerinde duran hoş bir alet düşünseli. Akla takılan, tekrar tekrar düşünülmesi insanı rahatsız eden, hoş olmayan anıların çekilip çıkarılarak muhafazasını sağlıyor. Uzun bir hayattaki hoş olmayan anıları ve insan üzerinde oluşturduğu negativiteyi bir düşünün, bir de bunlar olmadığındaki rahatlamayı. Düşünseli, sadece kitapta yazan büyülü bir alettir. Lakin düşüncenin muhafaza edilip beyni yormasının engellenmesi fikri çok orijinal. Büyü dünyasındaki bu aletin gerçek hayattaki muadillerini aramaya değer:

Etraflı bir araştırmanın sonucunda meydana gelen, elde edilen bilgilerin hülâsası olan yazıdır makale. Bir konu hakkındaki uzun araştırma, uzun bilgi edinme sürecinin meyvesidir. Bu sürecin bir makale ile sonlanmadığını düşünün. Beyinde bir yere bağlanamadan dolaşan birçok bilgi. Bence makale yazmak da bir ihtiyaç; hem de bilim adamlarının, araştırmacıların ihtiyaç duyacağı cinsten. Ayrıca yazmak da çok güzel bir öğrenme şekli. Bilginin klasifiye olmasından mıdır, artık düzenli bir yere oturtulduğundan mıdır bilemeyeceğim ama yazılan ve toparlanan bilgi daha zor unutuluyor.

Tarihteki birçok önemli şahsiyet hatırat tutmuş. Sanmıyorum ki tek amaçları, o gün yaşananları kelimesi kelimesine bugüne aktarmaktı. İnsan ihtiyaç hissetmedikçe hiçbir şey yapmaz. Bence bu insanların hatıratlarını yazmalarının altında buna duydukları ihtiyaç yatıyordu. Uzun bir hayatta yaşanılan, unutulamayan, önemli önemsiz birçok anı. Ve yazdıktan sonra beyindeki boşalma ve rahatlama hissi. Hatırlatma, diğer nesillere aktarma ise yanında cabası.

Bugün sanal hatırat olan bloglar var. Hayatın, olayların, eğitimin, okunulanların, tartışılanların, öğrenilenlerin sonucunda oluşan birikim bir şekilde dışarı çıkmak istiyor, dışarı çıkamadığı zaman ise beyinde dolgunluk tarzı bir his oluşturarak dışarı çıkma ihtiyacı hissettiriyor insana. Blog yazılıp, sanal ortamda muhafaza edildiği zaman ise insanda ve beyninde bir rahatlama oluyor, aynı düşünseli gibi, aynı şimdi düşünseli ile yazmanın arasındaki benzerlikleri irdelediğim bu yazı sonucu bende olduğu gibi. İstenilen zaman da ulaşılabiliyor. Bence insan blog da yazsa makale de, öncelikle kendisi için sonra başkası için yazmalı.

Sonuçta okuyan, tartışan, öğrenen yani entelektüel açıdan sürekli dolan insan için bir boşalma, bir rahatlama şeklidir yazmak. Büyü dünyasında olmadığımıza, beyni yoran anıların ve düşüncelerin sihirle çıkarılıp muhafaza edilemeyeceğine göre gerçek dünyada düşünselinin muadilidir diyebiliriz yazmak. Dolu olmayan insanın hissedemeyeceği cinsten bir ihtiyaçtır. İnsan ise ihtiyaç hissettiği şeyi yapar.

2 yorum:

  1. güzel yazı vesselam. bence de yazarlar ilk önce kendileri için yazarlar.

    düşünseline kapılmak çok ayrı bir zevk. anı defterleri, bloglar, fotoğraf albümleri... biz muggle'ların düşünseli'leri. değerlendirmek lazım.

    YanıtlaSil
  2. varol somewhere. çöpe atmayalım, biriktirelim. vakti gelir lazım olur :)

    YanıtlaSil