Email ile takip et.

20 Ocak 2012 Cuma

fMRI ve Beyin Araştırmaları

Fonksiyone Manyetik Rezonans Görüntüleme (fMRI), MRI teknolojisinin en heyecan verici uygulamalarından biridir. Özelliği ise beyin fonksiyonlarının görüntülenmesini sağlamasıdır. Bu teknik, kandaki oksihemoglobin (oksijen bağlı hemoglobin) ile oksijenini yitirmiş deoksihemoglobinin manyetik özelliklerindeki farklılığa dayalıdır ve bu nedenle fMRI sinyali Kan Oksijenasyon Düzeyine Bağımlı Sinyal (Blood-Oxygenation-Level-Dependent signal – BOLD) olarak adlandırılır. Sinirsel aktivite artması, aktive olan bölgede oksijen tüketiminde ve enerji metabolizmasında artışa neden olur. Bu, oksijenini yitiren hemoglobinin artmasına ve manyetik sinyalde küçülmeye neden olur. Bununla birlikte, yerel kan akımındaki artış ile saniyeler içerisinde oksijen tüketiminde artış olur. Beyin kan akımındaki artış, oksijen tüketimindeki artışın üzerine çıktığından oksi-hemoglobin artar ve sinyal büyüklüğünde bağıl artış görülür. Böylece istenen fiziksel veya zihinsel aktivinin beynin hangi bölge ya da bölgelerinden kaynaklandığını öğrenmiş oluruz.

fMRI, beyin araştırmalarında kullanılan ilk yöntem değil ama kullanılan en uysal ve yenilikçi yöntem diyebiliriz. Fonksiyonel beyin araştırmaları 2. Dünya Savaşı sıraları Nazi Almanyasında popülerlik kazanmış ve büyük gelişme kaydedilmiş araştırmalardır. Beynin fonksiyonel anatomisi ile alakalı bilinen birçok bölge ve çekirdeğin keşfi o zamanlara rastlamaktadır. Keşiflerde kullanılan yöntem ise gerek hayvan gerek insan deneklerin, hala canlı iken, beyinlerinin bir kısmını zedeleyip oluşan fonksiyon kaybı sonucu bu fonksiyonun zedelenen beyin bölgesine atfedilmesinden ibaretti. Evet, bilim her ne kadar ilerlese de Naziler bu uğurda bazı Yahudileri kıymaktan geri durmadılar. Yapılan tabii ki etik değildir. fMRI, bu yöntemler arasında çok masumdur. BT gibi vücuda radyasyon verme tekniğine dahi dayanmayan tamamen güvenli bir yöntemdir.

Yalan Makinesi

Bir zamanlar bilim kurgu romanlarda ve filmlerde rastladığımız makine, fMRI tekniği ile kısmen gerçeğe dönüştü. Doğru söylediğimiz zaman daha önceden gördüğümüz, işittiğimiz, tanık olduğumuz bilgiyi rasyonel olarak, hiç kurgulamadan söyleriz. Oysa ki yalan söylediğimiz zaman malumatımız olmayan bir konuda kurgulamak zorundayızdır. İşte fMRI altındaki deneklerde, doğru söyleyenler ile yalan söyleyenler arasındaki parlayan beyin bölgeleri farklıdır. Buradan çıkılarak da kişinin doğru mu yalan mı söylediğine karar verilir.

İnovatif fMRI Kullanımları

FMRI tekniği sadece bilimsel araştırmalarda ya da tıpta kullanılmıyor. Bunların yanında kullanıldığı daha birçok dal var, hatta bunlardan bazıları fMRI tekniği ile kendini bulmuş dallar; nörofinans, nöroekonomi, nöroreklamcılık, nöropazarlama, nöropsikiyatri, nöropsikoloji,...

Bir finansçı olarak insanların yatırımlarını değerlendirirken hangi zihni süreçlerden geçtiğini ve nelere göre hareket ettiğini öğrenmek istemez misiniz? Yaptığınız reklamın tam hedefine ulaşabilmesi için insan faktörüne göre reklamın icerigini ve verdiği mesajı belirlemek istemez misiniz? İnsanların alma alışkanlıklarını, alım sürecinde nelere dikkat ettiğini öğrenerek pazarlama stratejisi geliştirmek istemez misiniz? İşte soruların büyük kısmı fMRI'ın öncülük ettiği yöntemlerde yatmakta. Şu anda bu konularda da araştırmalar devam ediyor. İlk gelen sonuçlar da insan psikolojisi denen bilinmezin kısmen aralandığı yönünde.

Sonuç

fMRI bir yandan heyecan verici ve yenilikçi bir yöntem iken; diğer yandan daha yolun başında olan, geliştirilmeye çok açık bir yöntemdir. Örneğin bize olayın sadece nerelerde gerçekleştiğini verir. Uyarı nereden çıktı, nerede değerlendirildi, asıl bu konu üzerine en etkin bölge neresi gibi soruların cevaplarını vermez. Sadece olay yerini gösteren ve sizi birçok muammayla baş başa bırakan bir dedektif gibidir. Bakalım her gün bir şeylerin değiştiği dünyada gelecek bizlere daha ne gösterecek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder