Email ile takip et.

8 Ekim 2011 Cumartesi

Eskimeyen Dostlar


Uzun senelerin ardından artık ayrılık vakti. Her güzel şey gibi dostların kıymeti de ayrılırken anlaşılıyor.

Farkediyorum da öyle adamlar tanımışım ki dünyayı dolaşsam böyle kişileri zor bulurum gibi geliyor. Her gün ölen ve ölmeye devam eden nöronların aksine, bu adamların yanındayken nöron ölümü duruyor, hatta nöron sayısında artma oluyor sanki. Beyin fırtınasının, paylaşılan entelektüel bilginin derecesi o kadar fazla. İşte bu dostların yanında ömrünüze ömür ekleniyor. Tayy-ı mekan olmasa da bast-ı zaman oluyor ve az zamana çok işler sığıyor. Özgürlüğün sınırlarını zorladığımız belki de tek yer olan hayallerimizin imarında büyük bayındırlık ve iskan meydana geliyor.

O kadar şey gördüğümüz dünyada meğer ki en gerekli şey halden anlayan, hale karşılık verebilen bir dost imiş. Davul dengi dengine çalar derler. Dengi dengine çalan davullar, birisi tınılayınca diğerleriyle rezone olan diapozonlar gibidir halden anlayan dostlar. Normal şartlarda gözden ırak olan gönülden de ırak olur. Evet, rezone olamamış dostlukların sonu budur. Oysa rezone olabilmişler, araya kıtalar dahi girse, hatta boyutlar dahi değişse devam edecektir.

Üzülmeyin dostlar, rezone olabilmişsek her nerede olursak olalım beraberiz demektir. Dünyada her birimizin varlığı diğerine dayanak noktasıdır. Gönülde yakın olana, aynelyakin şart olmasa gerek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder