Email ile takip et.

21 Ağustos 2011 Pazar

İntihar Paralelinde Seri Katl

Seri katil, cinayet işlemeyi, dolayısıyla öldürmeyi zevk için yapan en az 3 cinayet işleyip işlemeye de devam eden kişidir. Kendisine belli özellikleri içeren random kurbanlar belirleyerek yoluna devam eder. Seri katil bu işi para için yapmaz. Zeten para için yapsa tetikçi olur, seri katil değil. Zeki olanları ise seri cinayetleri, emniyet güçleri ile oynanan bir satranca benzetir. Özellikle bu durumda zekalar konuşur ve çarpışır. Romanlara konu olanlar ise işin içine zekayı karıştıranlardır.

Seri katillik müesesesi ile alakalı, intihar ile paralellik kuran şöyle bir teorim var. Belki doğru belki yanlış. Şöyle ki;

İnsanın kendisini öldürmesi intihar, başkasını öldürmesi ise cinayettir. Cinayet işleyenler arasından bir grup da seri katillerdir. İntihar edenler ile seri katilleri, ikisinin de özünde `öldürmek` teması olduğu için aynı kefeye koyacağım. Çünkü birisi kendisini, ötekisi başkasını öldürüyor. Sayılara ve araştırmalara göre konuşursak;
Seri katillerin ve intihar edenlerin topluma göre oranı, sosyoekonomik düzeyin çok iyi olduğu Batı toplumlarında bize göre çok daha fazla. Ayrıca yine oranlara göre intihar edenlerin genelinin sosyoekonomik durumu toplum normallerinin çok üstünde. İntihar edenlerin yaş ortalamaları çok düşük. Yani bu insanların çoğu genç. İnsan tersini bekliyor ama durum böyle.

Ayrıca `California sendromu` gibi bir örnek var önümüzde. Maddi imkanların üst seviyede olduğu ve eğlence odaklı yaşam merkezlerinden biri olan California'dan ismini almakta bu sendrom. Bu sendrom 4 aşamadan oluşuyor. İlk adımda yüksek olanaklar içerisinde sürekli zevki kurtarmak için yaşamak var. İkinci adımda ben merkezli yaşam. Bu yaşam üçüncü adımda sizi yalnızlaştırıyor. Son adımda ise mutsuzluk hali ve depresyon yaşanıyor. Eğer mutsuzluk ve depresyonda olan birinin ümidi de yoksa intiharla sonuçlanabiliyor. Küçük şeylerle mutlu olmayı başaramayan, hep daha fazlasını isteyen ve bu nedenle elindeki imkanları yetersiz gören kişilerde intihar vakaları sık yaşanıyor.


İntihar edenlerin veda mektuplarına baktığımız zaman, bu mektuplarda genelde, hayattan zevk alamadıkları, dünyada artık tatmadıkları bir zevk kalmadığı, ölümün nasıl bir şey olduğunu merak ettikleri
yazıyor. Seri katiller arkalarında bir not veya mektup bırakmıyor ama bu gözlük ile seri katillere baktığımız zaman bazı çıkarımlarda bulunabiliriz. Dünyada artık tatmadığı bir zevk ve yapmadığı bir deneyim kalmayan bir insanın yöneldiği nokta ölüm, yani bu dünyadan ötesi ise intihar etmek istemeyenlerin seri katil olmaya yönelebileceği
sonucunu çıkabiliriz. Bazısı tercihini, ölüm temasını kendisi üzerinde deneyip dünyada denemediği tek deneyimi de edinmek isterken, bazısı da ölüm temasını başkaları üzerinde deneyip kendi içindeki hiç tatmadığı duyguları açığa çıkarıyor olabilir. Bir kişinin hayatını
bitirmeye muktedir olmak gibi tanrısal bir yeti elde ettiğini sanmaktan, ölümün kollarındaki insanları müşahedeye kadar geniş bir perspektif çıkabiliyor insanın karşısına. İnsanın hayatını gözle görünür şekilde değiştirip ölmekte olan birini hayata döndürebilme yetisine sahip
olan tıp mesleğinde, kendine yarı tanrılık makamı addeden insanları görmüş biri olarak, tamamen sağlıklı bir kişinin canını alabilmesi ile kendine yarı tanrılık addeden seri katiller neden olmasın diye düşünmekteyim. 'Hostel' filmindeki insanları öldürmeyi zevk edinmiş zenginlerin oluşturduğu grup da buna örnek oluşturmakta (her ne kadar film bir kanıt olarak kabul edilmese de bir insanın kurgusu olduğu için önemli bence).

Özetlersem, intihar ve seri katillik müesesesinin temellerini; imkan fazlalığına ve dünyada tadılmayan bir zevk kalmamasının, insanları, hiç tatmadıkları ve denemedikleri bir deneyim olan ölüm üzerindeki deneyimlerini arttırmaya ittiğini iddia ediyorum.

'Bizde neden seri katil yok' sorusuna gelirsek eğer:
Bizim insanımız aklıyla değil anlık duygulanımları ile hareket eder daha çok. Bizde cinayetlerin çoğu, tabi organize değilse, anlık gaza gelmeler, töre veya geçirilen cinnetler sonucu işlenir. Kişinin gözü o anda kimseyi görmez ve cinayeti işler. Sonra ya yakayı ele verir ya da kendisi emniyet güçlerine teslim olur. Geçen senelerde bir köyde yapılan toplu katliam dediklerimi destekler nitelikte. Adam kafaya koyduklarını topluca temizliyor, zaten seri katilliğe mahal kalmıyor.
Ayrıca maddi imkanların çok iyi olmamasından ötürü küçük şeylerle mutlu olabiliyor halkımız. Bu da California sendromu'ndaki patolojik zinciri kırıyor. Dini inanışlar da burada devreye giriyor. İslam dininin intiharı yasaklaması, bir insanın canına kıymayı tüm insanlığın canına kıymaya denk tutarak 'Can'ı koruma altına alması da caydırıcı bir etken.

Günümüzde ölüm ve seri katliam ile alakalı başka mekanizmalar da türemeye başladı. Geçenlerde, sanal alemdeki silahlı oyunların reel aleme ilk yansımalarını gördük. Norveçli bir çocuk, sebepsiz yere okulunun ortasında kıyım yaptı. Sonrasında çocuğun silahlı oyunlara olan tutkusu ortaya çıktı. Eskiye nazaran çok küçük yaşlarda bu oyunlara başlandığı düşünülürse, belki de bu olay ileride göreceğimiz birçok olayın öncüsü niteliğinde.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder