Email ile takip et.

15 Ağustos 2011 Pazartesi

Konuşmak

Konuşmak, sadece dilimizin oynaması değil, gerek bilincin gerek bilinçdışının dışarı yansıma biçimidir.
Zira "dervişin fikri neyse zikri de odur" derler.

Konuşmak bir ihtiyaç. İnsanlar; başarılarında, zaferlerinde, üzüntülerinde, kederlerinde bu duygulanımlarını birilerine aktarmak istiyor. Bunun sebebi hem fikir alışverişinde bulunmak hem de konuşarak bu duygularını paylaşmak ve dolayısıyla konuşma ihtiyacını giderip rahatlamak.

Psikolojide ve psikanalizde konuşmak; hem bir tanı hem de bir terapi yani tedavi yöntemi. Freud'un kullandığı 'serbest çağrışım' yöntemiyle hastanın dinlenmesi bu paralelde. Çünkü 'serbest çağrışım' yöntemi sırasında yönlendirilmeyen hasta, zihninde baskın gelen düşünceleri analist ile paylaşıyor. Bir manada zihin parasentezi (zihin boşaltımı) uygulanıyor. Bu yöntemle hem zihnin içeriği tanımlanıyor, hem de zihin boşaltılarak hasta rahatlatılıyor. Hastaların (özellikle histeri hastaları) kısa süreli olarak semptomlardan arınması, yöntemin faydalı olduğunu, semptomların bir süre sonra geri dönmesi de yöntemin kür yani tam bir tedavi sağlamadığını gösteriyor.

'Konuşmak' deyince akla gelen başka bir konu da 'kadınlar'. Freud'un yaptığı çalışmaya göre kadınlarda 'histeri', erkeklere göre 20 kat daha sık görülüyor. Zaten 'histeri' kelimesi de Latince'de 'rahim' kelimesinden (histerektomi) geliyor. Eskiden rahmin, boğaza yakın bir yere gelip boğazda düğümlenme hissi oluşturarak histeriye neden olduğu düşünülüyormuş. Zira bu düşünce Freud zamanında yıkılıyor. Freud, histerinin, psikolojik rahatsızlıkların fiziksel belirtilere dönüşmesi yoluyla oluştuğunu gösteriyor. Histeriden muzdarip kadınlar, 'serbest çağrışım' yöntemi ile psikanaliz sonucu rahatlıyorlar ve belirli bir süre semptomlarda kaybolma görülüyor. Histerinin kadınlarda daha çok görülmesi, kadınların daha fazla olan konuşma ihtiyacıyla ve kadınların psikolojik yönden daha frajil olmalarıyla açıklanabilir belki de.

Konuşmak bir ihtiyaç ise konuşacak birini bulmak da ihtiyaçlar listesine üst sıralardan giriyor. Günümüzün kalabalıklar arasında yalnızlaşan ve bireyselleşen toplumunda, haliyle, konuşacak ve bir manada içini dökebilecek bir insan bulmak da zorlaşıyor. Bundan dolayı ki psikiyatrlar ve psikologlar gibi para karşılığı insanların dinlendiği yerlere rağbet artıyor. Zira dilimizde istirahat etmenin bir karşılığı da 'dinlenmek'. İnsanlar dinlenmek, dinlenilmek istiyor.

Biliyoruz ki konuşmak, birilerine derdini anlatabilmek bile insanların bir ihtiyacı. Dini inanışların hemen tamamında bulunan 'dua' inancı, insanların; dertlerini, sıkıntılarını, isteklerini, mutluluklarını, şükürlerini direkt taptıkları ilahlarına iletmelerini sağlıyor. Dua etme ihtiyacı duyulması, saydığımız faktörler yönünden insan psikolojisi ile uyuşuyor ve duanın meditasyonel yönünü ve önemini ortaya koyuyor.

Depresyon, psikolojik engelleri aşamama sonucu oluşan çökkünlük yani bir depresif mod ise insan ile 'yaratanı' arasında kurulacak dua aracılı direkt bir bağ, her ne durumda olursa olsun insana bir çıkış yolu sağlayacak ve depresyona girmeye mahal bırakmayacaktır. Çünkü ne durumda olursa olsun insan, yaratanının kendisini duyduğunu bilecektir. Herhangi bir yere hapsolmuş bir insan, tek bir yol bulduğu anda oradan kaçabilir. Daha fazla yola gerek duymaz. Psikolojik yönden kendi içine hapsolmuş biri de, dua yoluyla yani direkt hatla yaradanına sığınmayı bilirse bu esaretten kaçabilir. İslam felsefesindeki "dua müminin yani inananların silahıdır" sözü de bunu destekler mahiyette olsa gerek.

Mevlevihanelerde, 'dervişliğe soyunmak' isteyenler, yaklaşık 20 günlük bir konuşma orucuna sokulur ve ondan sonra yine de soyunmak isteyip istemedikleri sorulurmuş. Demek ki o zamanlar, 'dervişliğe soyunma' yolunda en önemli imtihan, insanın konuşma ihtiyacını baskılaması ve diline hakim olabilmesi olarak görülüyormuş. Çünkü insan, dünyaya geldiğinden beri aynı psikoloji yani aynı kullanım klavuzu ile hareket eden bir canlı. Yüzlerce, binlerce sene önce de konuşmak bir ihtiyaçtı, yüzlerce sene sonra da konuşmak bile ihtiyaç olarak kalacak...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder