Email ile takip et.

7 Ağustos 2011 Pazar

Kitap İzlemek

Özellikle roman tarzında bir kitabı okurken, olayların ve kişilerin, kitabın en ince ayrıntısına kadar insanın zihninde canlanmasıdır kitabı izlemek.
Kitap güzel ve akıcı ise ve insanın ilgisini de çekmişse tadından yenmez.

Okurken, biraz da hayalgücünün sınırlarına bağlı olmak üzere, olaylar ve kişiler zihinde canlanır. Sanki zihninizde film canlanıyor ve filmi izliyormuş gibi olursunuz. Üstüne üstlük her ayrıntı, her betimleme bu filmin içindedir.

Kitap izlemenin, film izlemekten farkı ise çok belirgindir. Kitap izlerken hiçbir ayrıntı atlanmaz, filmde birçok ayrıntı hasıraltı edilir. Filmler hiçbir zaman her betimlemeyi kusursuz veremez. Filmlerin belirli süreleri vardır ve bu süreyi çok aşamazlar. Bu da filmde bazı ana ayrıntıların atlanmasına neden olur. Filmler kısa oldukları için mevzuunun zevkinin doruklarına kadar ulaşılamaz. Oysa ki kitapta ana ayrıntı atlama mevzu bahis dahi olamaz. Kitap okuma süresince zevkin doruklarına varılabilir. Dolayısıyla bu süreç uzatılabilir.

Hatırlıyorum da, Harry Potter serisinin filmleri çıkmadan kitaplarını okuduğum için filmler bana çok yavan gelmişti. Kitaptaki birçok ayrıntı yoktu, birçok uzun fiziksel ve psikolojik betimleme kısa imalarla geçiştiririlmiş ya da bu betimlemelere hiç değinilmemişti. Bu açıdan hayal kırıklığına uğramıştım. Kitapların değerini de o zaman anlamıştım. Bazı filmler hakikaten kitabın hakkını kısmen verse de (yüzüklerin efendisi gibi), ki kısmen verebilirler hiçbir zaman tam olarak veremezler bence, kimi filmler de kitaplarına göre hayal kırıklığı oluşturuyor.

Bugün birçok insan kolayına kaçıyor ve sadece filmler ile yetiniyor, filmlerin kitaplarını okumayı ve genel olarak kitap okumayı angarya olarak görüyor. Yalnız, film izlemek ile kitap izlemek arasında zevkten de öte farklar var:
Kitap izlerken sol ve sağ beyin aşırı bir çalışma temposu içine giriyor. Sol beyin yazılanları idrak ederken sağ beyin ise yazılanları hayalgücü aracılığıyla vizyona sokuyor. İşte böylece kitap izleyebilmekteyiz. Tabi böylece sağ ve sol beyin, insanda çalışan her organın geliştiği gibi gelişiyor. Oysa ki sadece film izleyen bir insanda sol beyin kısmen daha az çalışmakta, sağ beyine ise çok çok az iş düşmekte. Çünkü film, görsel materyali hazır olarak vermekte. Bu da sağ beynin yeterince uyarılamamasına ve hayalgücünün merkezi olan sağ beynin yeterince gelişmemesine neden oluyor. Sadece film izleyerek büyüyen bir neslin hayalgücü yönünden ileride olamayacağı, hayalgücü ileri olmayan bir milletin de fende, sanayide, sanatta çok ileri gidemeyeceği ortada.
Ne derdi hep Sakıp Ağa;
- Çalışmak, çalışmak, çalışmak...
Ben de diyorum ki;
- Okumak, okumak, okumak...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder