Email ile takip et.

24 Temmuz 2011 Pazar

Medice Cura Te İpsum

Kısaca; 'doktor isen önce kendini iyileştir' manasında latince söz.

Tıpta hekim olmanın yeri ve hekim ile doktor arasındaki fark bu sözde gizli aslında. Doktor, fakülteden gerekli bilgilerle mezun olmuş, elinde diploma olan kişidir. Hekim ise psikolojik, etik, ahlaki, fiziki yani her yönden kendini yetiştirmiş, kısacası kendisini insanlığın iyiliğine adamış kişidir. Bunlar hekim olmak için gereklidir. Çünkü, insan, biyopsikososyal bir varlıktır. yani insanı sadece biyolojik olarak ele alamazsınız. muhakkak psikolojik ve sosyal yönünü de ele alıp değerlendirmeniz gerekir (işte bu nokta, tıp ile mühendisliğin farkını oluşturur. çünkü mühendislik, sadece mekanik ya da elektoniktir, vs. psikososyal faktörler işin içine girmez).

Örneğin, hekim, hastanın maddi durumunu sorar. Bu soru, ilacın ucuz veya pahalı muadillerinden hangisinin tercih edileceği konusunda önemlidir.
Hekim, hastanın psikolojik durumunu sorar. Çünkü, ilacı gereken saatlerde alıp alamayacağı açısından, tedaviye uyum açısından önemlidir.
Hekim, hastanın sosyal durumunu araştırır. Aile ilişkileri, aile içi şiddet, kadına şiddet,... Gereken yerlerde kolluk kuvvetleriyle irtibata geçme yetkisi vardır. Aslında hekim olmak da budur. İnsanı sadece biyolojik bir kavram olarak ele alsaydı, bunların hiçbiri kaale alınmazdı.

Maalesef, günümüzde, kendini tedavi edememiş hekimler yürürlükte vardır. İnsanı sadece biyolojik bir varlık gibi gören, sadece reçete yazmayı ilke edinmiş, hastayı görünce gözünde dolar işareti çakan hekimler!... İşte bu insanlar, kendini tedavi edememiş, dolayısıyla hastayı da tedavi edemeyecek kişilerdir. Hastanın gözünde gereken pozisyonu alamamış bu hekimlerin yazdıkları reçetelerin daha muayenehane çıkışında yırtılıp atılacağı kesin gibidir. Yalnız şu iyi anlaşılmalı ki hekimlik mesleğinin özü bu değildir. Hekimlik mesleğinin özü, önce kendini tedavi etmekten geçer. Birkaç kendini bilmez kendini tedavi etmez insan yüzünden koskoca ve köklü bir meslek kötülenemez.

Sağlık sisteminin kapsadığı 3 bileşenden biri elbet ki hekimler. Diğerleri ise devlet ve hastalar. Maalesef bugün, sağlık sisteminin tüm günahı, hekimlerin sırtına yıkılmak isteniyor, hekimlik mesleği karalanmak isteniyor. Elbet ki hekimlerde de sıkıntılar var, yukarıda bahsettiğim mekanizmalardan ötürü. Yalnız gerekli ortamı sağlayan bir devlet, bilinçli bir hasta profili de oluşmuş değil ülkemizde.
Devlet 'kimse acilden geri çevrilmeyecek' diyor ama kapasiteler ve olanakları hesaplamıyor. Bazı hastanelerin yenidoğan ünitelerinde, bir küvezde 3 tane bebek yanyana yatırılıyor. sonra hastane infeksiyonu sonucu bebek ölümleri olduğunda bu iş örtbas ediliyor.
Zaten belli bir vadesi olan kanser hastası öldü diye, acil birbine katılıyor. Hekim darp edilmeye çalışılıyor. Ameliyat sonrası hekimden bağımsız gelişme olasılığı olan bir komplikasyon geliştiğinde suçlu hemen hekim ilan ediliyor.

Sonuç olarak sağlık sisteminde çözüm, bu sistemi oluşturan her bileşenin üzerine düşeni yapmasından geçiyor. Kendini tedavi edebilmiş bir hekim, tüm olanakları halkı için geliştiren polemikten uzak bir devlet, bilinçli bir hasta ve hasta yakınları. Birilerini günah keçisi ilan etmek çözüm değil. Umarım gelecekte güzellikler bizleri bekliyordur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder